| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
|
Halit Kesemen 11 Eylül saldırılarından sonra iflas etti. O da Türkiye’yi bırakıp kumpiri ABD’de tanıtmak için yola çıktı. Çıkış o çıkış... Şimdi Mr. Kumpir adı altında birçok ülkede dükkan açıyor
Dostlarının ona koyduğu lakabı şu an dünyanın dört bir yanında duvarları süslüyor. Mr. Kumpir Halit Kesemen’in önce ABD’de, daha sonra Avrupa ülkelerinde açtığı kumpir zincirinin ismi. Zincirin halkalarının nasıl oluştuğunu anlatmaya başlarsak 11 Eylül 2001’in hemen sonrasına gitmemiz gerekiyor. Halit Kesemen’in kumpir krallığının tacını giymeden önce alışveriş merkezlerinde küçük dükkanları vardı. Fırında pişmiş patateslere çeşitli malzemeler doldurarak satıyordu. ABD’deki İkiz Kuleler saldırısından sonra işleri tepetaklak gidenlerden biriydi. İflas etti. Sıfırı gördü. Ruh durumunu şöyle özetliyordu o dönemlerde Kesemen: “Psikolojim bitmişti. Bir çocuğum vardı. Ne yapacağım, ne edeceğim diye düşünüyordum. Kağıt kalemi elime aldım. Elimden nelerin gelebileceğini yazmaya başladım. Pazarda limon satabilirim. Çok da iyi bağırabilirim... Ya da amcamın yanında gemide çalışabilirdim. Ama kağıdı buruşturup attım. Çünkü ben bildiğim işi yapacaktım.”
100 KONTÖRE BİR SİTE YAPTI
Bir elini çenesine dayayıp diğer eliyle internette gezinirken bir sayfa açıldı önüne. ABD’deki Türklerin oluşturduğu bir forum sitesiydi. Kendi aralarında ilanlar veriyor, bir şeyler satıyorlar, iletişim kuruyorlardı bu portal aracılığıyla.
Bir adada yalnız kalan birinin yazdığı mektubu şişeye sıkıştırıp bir bilinmeze göndermesi gibi görse de o hareketi yaptı. Buraya bir mesaj attı: “Türkiye’de yıllardır kumpir üzerine işletmelerim oldu ve bu işletmelerde temiz, hijyenik ve lezzetli kumpirler sundum. Türkiye’nin en iyisiyim diyebilirim. Beni ABD’ye davet edin, size kumpirin nasıl yapılacağı üzerine dersler vereyim.” Hayatında yurtdışına çıkmamış Kesemen’e birkaç gün sonra dünyanın birçok yerinden davet gelmeye başladı. “Tanımadığım insanlardan onlarca mail geldi. Hiç yurtdışına çıkmamıştım. Türkiye’de iş aramayı bıraktım. Bir çocuk 100 kontöre bana bir internet sitesi hazırladı. Herkes bana ulaştı. New York’ta bir Türk dönerciye gittim. Adamın 400 dolarlık günlük cirosu kumpir ile 1500 dolara çıktı. İnsanlar ağzı açık bize bakıyordu.”
Kesemen altı ay ABD’de kaldıktan sonra Türkiye’ye döndü. Türkiye’de, yurtdışındaki pizza satan dükkanlara 100 dolar karşılığında kumpir eğitmenliği yapmaya başladı. Yanına bir de ortak aldı. Mr. Kumpir ismini tescil ettirdi. Hollanda, Almanya, Yunanistan, Kanada, Avusturya, Suudi Arabistan, ABD... Her yere koltuğundan tabelasına kadar bütün malzemeleri Türkiye’den gönderdiler. Oradaki personeli eğitmek için seminerler verdiler. “Sadece bir yıl içinde altı ülkeye markamızı satmıştık. En son Kosova’da açtık” diyor Kesemen: “Biz Türkler o kadar zengin bir mutfağa sahibiz ki... Hep ezik ve dışlanmış gibi hissediyoruz kendimizi. Biz bize ait olanın değerini bilmiyoruz.”
Öğrenmek için para almadan çalıştı
“Benim hikayem inanılmaz” diyor Halit Kesemen. Kumpiri ilk kez 24 yaşında yemiş. Tadını çok sevmiş. Sonrasını o anlatıyor: “Akmerkez’de kumpir yapan bir dükkanın yanına gidip parasız çalıştım. Sadece kumpirin nasıl yapıldığını öğrenmek için. Bütün inceliklerini öğrendikten sonra Bayrampaşa’da açılan bir alışveriş merkezinde ilk dükkanımı açtım. Daha sonra Göztepe, Gaziosmanpaşa’da dükkanlar açtım. Kardeşimi de işe ortak edip beş-altı yerde daha açtık. Birden kumpir modası başladı. Hemen her yerde kumpirci açılıyordu. 11 Eylül saldırısından sonra işler bıçak gibi kesiliverdi. Çünkü dükkanlarımız kapalı mekanlarda bulunuyordu. İnsanlar da terör saldırısından korkup buralara girmemeye başlayınca bundan çok etkilendik. Beş altı dükkana ayda 10 bin dolar veriyorduk. İki üç kira ödediğimizde elimizdeki para eriyordu. Kardeşim internet cafe açtı. Ben ise radikal bir karar aldım ve her şeyi kapatıp çıktım. 11 Eylül beni de vurmuştu. İşin kötüsü elimde bir meslek de yoktu. Korkunç bir tabloydu. Ama ben hiçbir zaman pes etmedim. Pes etmek benim kitabımda yoktu.”
ÖZKAN GÜVEN